ÇOCUKALARI ÖZGÜVENLİ BİREYLER OLARAK YETİŞTİRMEK ZOR MU????!!!!!!!

Çocuğa kendine güven kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini güçlendirmektedir. Kendine güven, mutlulukla ve hayattaki başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre kendine güven, tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin ürünüdür. Bazılarına göre de kendine güven, çocuğun kendi kendisiyle gurur duymasıdır. Yüksek güvene sahip olmak, çocuğun hem sevgi dolu hem de yetenekli olmasını sağlamaktadır. Çocuk, değerli olduğuna inanmalı, bir şeyler öğrenmeli, kendisiyle ve çevresiyle barışık olmalıdır. Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini hissetme derecesi, gelecekteki yaşamında onu her alanda etkileyecektir. Aynı zamanda da, çocuğun yaratıcılık yeteneğini, başkalarıyla ilişkisini ve başarısını belirlemede önemli bir faktör olmaktadır.

Ebeveynler, çocuğun kendine güveninin temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada çocuğun kendine güvenini geliştirecek bazı anahtarlar önem kazanmaktadır:

Şartsız sevgi göstermek: 
Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve onu kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın. Ev onun için, risk ve tehlikelerle dolu dünyadan döndüğü zaman, sevgi dolu ve emniyetli bir yakıt alma istasyonu gibidir. Mesajlarınız “Seni seviyorum -odanın kirli olmasına rağmen, notlarının çok iyi olmamasına rağmen, yaptıklarından hoşlanmama rağmen- hâlâ seni seviyorum” olmalıdır. Onu hâlâ sevdiğinizi göstermek ve çocuğunuzun yanlış davranışını düzeltmek için, onun doğru yaptığı bir şeyi görerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin, odası karmakarışıksa ve sadece yatağını toplamışsa, ona “Gerçekten yatağını topladığına çok sevindim. Şimdi senden masanı temizlemeni de istiyorum” diyerek yaklaşın.

Sinirlenmenizden sorumlu olduğunu belirtmek: 
4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin beşiğine fırlattı, siz de sinirlendiniz. Sinirinizi ona nasıl aktarırsınız? Buradan önerilebilecek en basit mesaj, “Ben” mesajıdır. “Sen kötü bir çocuksun!” ya da “Sen aptalsın!” yerine, “Sen böyle yaptığında, ben …………../………… hissediyorum”, “Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin” diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil, sadece belirli davranışlarına yönelik olduğunu gösterir..

Açık isteklerde bulunmak: 
Çocuğunuzun ondan ne istediğinizi bilmesini sağlayın. Bu, alternatif davranışları öğrenmesi için ona bir şans verecektir. Örneğin; “Oyuncaklarını kardeşinin beşiğine atmamalısın. Bunun yerine o uyandığında ona trenini gösterebilirsin” şeklinde bir açıklama yapabilirsiniz. İstekleri ona açıkça belirtmek, ondan ne istediğinizi anlamasını kolaylaştıracaktır.

Dinlemeyi öğrenmek: 
Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir ve böyle yapmak çocukların kendine güvenlerini arttırmaktadır. Bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız, uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin. Eğer zaman ayırabiliyorsanız, çocuğunuzu yanınıza çağırıp onu duyduğunuzu ve söylemeye çalıştığı şeyi anladığınızı ifade edin. Mesela, 7 yaşındaki kızınızla aranızda şöyle bir diyalog geçebilir:
- Baba, sana çok kızgınım ve bir daha odama girmeni istemiyorum.
- Gerçekten çok kızgınsın, öyle mi?
- Evet, çünkü sen beni kaymaya götüreceğini söylemiştin, ama artık çok geç.
- Anladım. Seni kaymaya götüreceğime söz verdim ama bu sözü tutmadım. Gerçekten üzgünüm. Çok geç vakte kadar çalıştım ve seni aramayı da unuttum. Bunu yarına erteleyebilir miyiz?
Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.
Çocuğun duygularını ciddiye almak: 
Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını reddetmek yerine ciddiye alın ve onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin. Oğlunun canavarlardan korktuğunu öğrenen bir babanın yaklaşımı aşağıda verilmiştir:
- Baba, yatağa gidemiyorum. Çünkü odamda canavar gizleniyor.
- Gel bakalım, belki canavarla arkadaş oluruz. Canavarlar ne yemekten hoşlanıyor biliyor musun?
- Bilmiyorum ama belki bisküviyi sever.
-Haklısın, sevebilir. Gel canavara yemek koyalım. Ama istersen canavara ne istediğini sor? Neden sormuyorsun?
- Ama o beni korkutur.
- Neden?
- Gücünü göstermek için .
- Eğer onunla arkadaş olursan sana ne yapabilir ki?
- Belki de beni korur.
- Bana iyi bir arkadaş olabilir gibi geliyor, ya sana?
- Evet.
Bu diyalog sayesinde baba, çocuğun duygularını ya da neye gereksinimi olduğunu öğrenmekte, çocuk da canavarın kendisine bir şey yapmayacağını görerek daha pozitif düşünmektedir. En önemlisi de çocuğun canavara yansıttığı gücü kendine çevirmesidir.
Çocuğun varlığını kabul etmek: 
Annelerin zaman zaman söylenmelerinin hatta jestlerle bile olsa “Keşke çocuk doğurmasaydım, artık bu yükü kaldıramayacağım” demelerinin yanlış olduğu, özellikle bu gibi mesajlar tekrar edildiğinde çocuğun istenmediği ve kendisine değer verilmediği duygusuna kapılacağı uzmanlarca sık sık hatırlatılır. Özellikle evde yeni doğmuş bir kardeş de varsa daha dikkatli olmalı, çocukların incinmeye daha açık olabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Böyle zamanlarda çocukların özel bir ilgiye ihtiyaçları vardır. Aileler yakınları tarafından desteklenmeli ve çocuğun varlığına değer verilmelidir.

Çocukla baş başa vakit geçirmek: 
Birçok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler. Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir. Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba sarf etmelisiniz.

Çocuğun bazı şeyleri kendi başına yapmasına izin vermek: 
Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Ancak bu yardım, “Sen bunu yapamazsın. Sen yeterince iyi değilsin” mesajını verebilir, ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır. Çocukların bir işi başarmak için mücadeleye davet etmeleri gerekmektedir. Ayrıca ilk iş olarak, çocuğu istediği takdirde başarılı olabileceğine inandırarak cesaretlendirmek gerekir. “Hadi bakalım, şu elbisenin düğmelerini kendin ilikleyebilecek misin görelim?” denilebilir. Bu arada çocuğa bazı tavsiyelerde bulunulabilir; “Baş parmağını ilikten geçirirsen, daha kolay düğmeleyebilirsin” gibi.

Çocuğun özel eşyalarına saygı göstermek: 
Anne babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü ellerinde tutarlar. Örneğin; bir eşyasının atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde, çocuğun hâlâ ona ihtiyacı olabilir. Bu nedenle eşyalarını atmadan önce ona sormalısınız.

Çocuğun düşüncelerine saygı göstermek: 
Çocuğunuza herhangi bir konudaki düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır. Öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz. Tabii her zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden, onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını anlayabilecektir.

Çocuğun yeteneklerini kabul etme: 
Her yeni beceri ve başarı, onun yetenekli olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve başarılı olacağı yeni şeyler bulunmalıdır. Ayrıca ebeveynler, onlardan bazı şeyleri kendilerine öğretmelerini isteyebilirler. Çocuğunuzdan size yeni bir bilgisayar oyununu öğretmesini istenebilirsiniz. Buradaki mesaj açıktır: “Sen yeteneklisin.” Bazı şeyleri yaparken onun yardımı istenebilir. Örneğin; akrabalara hediye hazırlarken fikrini alabilirsiniz. Çocuğunuzun notları çok kötü olmadıkça, onun başka başarılarının ve çabalarının olduğunu kabullenmesi sağlanabilir. Örneğin; matematikte zayıfsa, fakat ödevlerine özen gösteriyorsa ya da sizden özel yardım istiyorsa, onun çabaları dikkate alınmalıdır. Ayrıca, akademik başarısı iyi olmayan bir çocuğun, atletik ya da artistik başarısı iyi olabilir. Onu bu yeteneklerinden dolayı övmek ve cesaretlendirmek gerekmektedir.

Çocuğun tercihlerine saygı göstermek: 
Çocuğun kendine olan saygısını arttırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir. Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu önyargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.
Çocuklara fiziksel görüntünün önemli olmadığını öğretmek: Çocuklar büyürken, yüzlerindeki sivilcelerden veya çillerden rahatsız olurlar. Ebeveynler, onlara vücudun sadece bir paket olduğunu, gerçek hediyenin içeride olduğunu yani kişiliğin önemini anlatmalıdırlar. Ayın problemlerin o yaşlarda hepimizin başımıza geldiği, fakat bu tür şeylerin geçici ve kontrolümüz altında olduğu belirtilmelidir. Eğer çocukta kilo veya deri problemi varsa bile, onu nasıl görünürse görünsün sevdiğinizden emin olmasını sağlamalısınız. Eğer çocuk görünüşü ile ilgili bir şeyler yapmak istiyorsa ona yaşantısını değiştirmesini destekleyecek bir şekilde yardım önerilebilir: “Kilondan şikâyet ediyor gibi bir halin var. Eğer ilgilenirsen, bu konuda yapabileceğin yeni bir şeyler duydum”. Ama “Hayır” cevabına da hazır olunmalıdır. Eğer kabul ederse, onu bir diyet ya da eksersiz programı takip etmesini sağlayarak destekleyebilirsiniz.
Çocuk içine kapanıksa yardım etmek: 
Çocukların bazı bozuk ya da sözel olarak rahatsız edici davranışları, onların kendilerine saygıları hakkında ciddi mesajlar verebilir. Böyle zamanlarda ebeveynler, sevgiyi ve gerçekleri sunarak yardımcı olabilirler. Onları ciddi bir şekilde dinlemeli, ne demek istediklerini anlamalı ve sonra da kendi düşüncelerinizi anlatmalısınız. Örneğin; çocuğunuz, “Ben çok aptalım, hiçbir şeyi doğru yapamıyorum” dediğinde, “Aptal olduğunu düşündüğünü biliyorum, ama seninle aynı görüşte değilim. Belki, bazı şeyleri öğrenmek için daha çok zamana ihtiyacın var, ama biliyorum ki, sen de yeteneklisin. Hatırlasana, oyuncak kamyonunu nasıl da tamir etmiştin? Bu, yaratıcılık gerektiren bir işti” diyerek cevap verebilirsiniz. Bazı ebeveynler, çocuğun güvenini tekrar kazanmasını sağlamak için kişilik özelliklerini kullanmada oldukça duyarlıyken bazıları da çok iyi bir dinleyicidirler. Tepki her ne olursa olsun, çocuk sevildiği ve yetenekli olduğu üzerinde durularak ikna edilmelidir.

Sevgiyi fiziksel olarak ifade etmek: 
Ebeveynleri tarafından kucaklanmak ve okşanmak çocuklarda, kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir. Çocuklar sözel olmayan davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Sevgi, sözlerden çok  davranışlarla; okşayarak, öperek belli edilmelidir.

Çocukla göz seviyesinde konuşmak: 
Çocuklarla konuşurken, onlardan yüksekte olmamaya daima dikkat edilmelidir. Aksi halde bu, sadece onun kendini küçük hissetmesine neden olmakla kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına da yol açacaktır. Onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak göz teması kurmaya çok özen göstermelisiniz. Bu daha yakın bir iletişim sağlayacaktır.
Çelişkili mesajlar vermekten sakınmak: 
Çelişkili mesajlar, ebeveynler sözleriyle başka, davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiklerinde ortaya çıkar. Örneğin; çocuğa, çok sinirli olarak yüzüne bakmadan “seni seviyorum” demeniz ya da korktuğunda, gece yanınıza gelebileceğini söyleyip geldiğinde kızmanız onu çelişkiye düşürebilir. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olmak gerekir. Kızarken, kızgın olmadığınızı söylememelisiniz. Çocuğa model olmalı, ona söylediğinizi siz de yapmalısınız. Fikir birlikteliklerinizi ifade etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız. İstekleriniz ve kurallarınız açık olmalı, ne hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü söylemelisiniz. Sözlerinizle vücut dilinizin birbirine uymasına dikkat etmelisiniz.

Duygularınızı çocukla paylaşmak: 
Ebeveynler, çocuklarıyla onları incitebilecek duygularını bile paylaştıklarında, çocuklarını kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır. Anne ve babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları, nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey olduğunu hikâye şeklinde dinlemek çocukların hoşuna gidecek, dahası anne ve babalarını daha yakından tanımalarını kolaylaştıracaktır. Aile hikâyelerini paylaşmak, çocuğun kendi kökleriyle gurur duymasını da sağlar.

Her çocuğun tek olduğu üzerine odaklanmak: 
Ebeveynler, çocuklarıyla ilgili özel şeyleri keşfetmeli ve bunu onlara söylemelidir. Örneğin oldukça uzun boylu bir çocuğunu basketbol, voleybol gibi spor dallarına yöneltmek gibi. Çocuklarda özgüven geliştirmek, üstesinden gelinemeyecek bir iş değildir. Özgüvenin iki önemli ayağı olduğu- sevildiğini ve yetenekli olduğunu hissettirme- akıldan çıkarılmamalıdır. Ve tabii ki, her iki duyguyu besleyecek şekilde davranılmalı ve konuşulmaya çalışılmalıdır. Ebeveynlerin mükemmel olamadıkları ve en iyisini yapamadıkları zamanlar vardır. Fakat en önemlisi, çocuğun düzenli aralıklarla sevgi alabilmesidir.